Öz Orman-İş Sendikası Hukuk Müşavirliği İnsan Merkezli Politika Benimsenmelidir

Öz Orman-İş Sendikası Hukuk Müşavirliği

İnsan Merkezli Politika Benimsenmelidir

Adalet, Türk Dil Kurumu kayıtlarında: “Hak ve hukuka uygunluk, hakkı gözetme” anlamıyla tarif edilmiş olmakla varlığı herkesçe hissedilmek istenen nefes kadar kıymetli bir ihtiyaçtır. Konfüçyüs’a göre: kutup yıldızı gibi yerinde duran ve geri kalan her şeyin onun çevresinde döndüğü adalet, insan olma onuruna yakışan en önemli haslettir.

Köklü medeniyetimizin genetiğinde hayat bulmuş adalet anlayışının, eksiksiz bir anlatımla ifade edilmesi elbette mümkün değildir. Zira Anadolu’nun ve Türk medeniyetinin hangi köşesinde oturup soluklansak adalete dair suretlere tanık oluruz. Neyi anlatsak tamamlanmaya muhtaç önemi haiz değerlerle baş başa kalırız.

Peki, insan için ve hatta varlık için bu derece önemli olduğu iddiasında bulunduğumuz adaletin tecellisi nasıl ortaya çıkmalıdır? Adalet, hak ve hukuk şeklinde kolayca sıraladığımız kavramlar hayatımıza nasıl nüfuz etmelidir? Tüm bu soruların yanıtını verebilmek için yine insandan başlamak doğru olsa gerek. Nitekim insan, ilk günden beri varlığını sürdürmek adına mücadele içine girdiği bir varlıkla ödüllendirilmiştir. Doğa şartları ile başlayan mücadele süreci, zamanla başka sahalarda ve başka muhataplarla devam eden sayısız çekişmeleri ortaya çıkarmıştır. Mücadelenin doğal sonucu olarak filizlenen hak kavramı ise korunmaya muhtaç bir semere olmaya başlamıştır. Emeğin ürünü olan hakkın muhafazası, paylaşımı ve devamlılığı için adalet kuvvetine ihtiyaç duyulmuş, insanlık tarihi ile aynı yaşta olduğuna inandığımız adalet ve hukuk iradesinin en basit formu bu şekilde tecelli etmiştir.

Toplumdaki diğer kişiler ile eşit koşullarda yaşamadığı düşünülerek belli gruplara çeşitli ayrıcalıklar tanıyıp onları desteklemek adına yürütülen pozitif ayrımcılık hususu başta olmak üzere: ortaya konulan adil tavır örnekleri herkesçe bilinmektedir. Eşitliğin her şartta adil sonuçlar meydana getirmediği temel prensibi ile işçiler lehine benimsenen hukuki yorum ilkeleri de mevcudiyetini korumaktadır. Bu itibarla özellikle hakkını savunmaktan memnuniyet duyduğumuz işçi hareketinin bir takım adil olmayan uygulamalara muhatap bırakıldığı açıktır.

İşçi sağlığını ve sosyal ilişkilerini muhafaza amacıyla hayata geçirilen çalışma süresine dair sınırların ruhuna uygun yorum metotların kavuşturulması gerekmektedir. Özellikle yıllık 270 saat fazla mesai sınırının bu eşiği aşarak çalıştırılan işçiye ücret ödememe gerekçesi olarak gösterilmesi iş hukukunun doğasına aykırıdır. Yıllık 270 saat fazla mesai sınırını aşarak çalıştırılan işçinin hakkını sınır gerekçe gösterilerek ödememek şöyle dursun; 45 saatlik haftalık çalışma süresinde olduğu gibi aşan kısmın artırılarak ödenmesi gerekmektedir. Yıllık fazla mesai sınırında olduğu gibi çalışma hayatının insani şartlarda devamı amacıyla işçi lehine düzenlenen sınırların, işveren bakımından ortaya çıkan ücret kısıtlamaları olmadığı bilinmelidir. Özellikle Öz Orman – İş Sendikası faaliyet alanı olan 01 sıra numaralı Avcılık, Balıkçılık, Tarım ve Ormancılık işkolunun ihtiva ettiği çalışma sahası nazara alındığında, yasal düzenlemelere konu müspet sınırların insani bakış acılarıyla değerlendirilmesi gerekmektedir.

İş hayatında verimin nitelikli çalışma süresine bağlı olduğu malumdur. Nitelikli çalışma süresi ise işçinin sosyal ve kültürel ihtiyaçlarının karşılık bulduğu bir zaman dilimi ile mümkündür. Özellikle iş dışında kalan sürenin tamamına yakınını istirahat etme zaruretine bağlı şekilde tüketen çalışanların motivasyon kaynağı ellerinden alınmış demektir. Çalışma hayatında verimin artması, iş barışının kalıcı hale gelmesi ve toplumsal kalkınma için insan merkezli politikalar benimsenmelidir.

İşçinin çalışma süresi dışında geçirdiği zamanın kalitesini artırmak adına; çalışma gün ve saatleri üzerinde farklı alternatiflerin tatbik edilmelidir. Genel itibariyle maddi kaynak elde etme gayesi ile girişilen işlerin, insanın temel ihtiyaçlarının yanı sıra sosyal bir varlık olarak üstlendiği rollerin gereklerine uygun karşılığa sahip olması sağlanmalıdır. Aksi halde yaşamak için çalışan insan, çalışmak için gerçek bir yaşamı terk etmek zorunda bırakılacaktır.

Her köşesi cennet, her kişisi kıymetli olan bu ülkenin yükselişi adına; işçi, emek ve alın teri gibi kavramların içini teorik bakımından doldurma hususunda gösterilen mahir tavrın uygulamaya sirayet etmesi ümidi ile hukuk mücadelesi vermeye devam etme mecburiyetimiz bulunmaktadır. Hukuk müşavirliği olarak sendikamızın benimsediği duyarlı bakış, güçlü teşkilat ve ilkeli mücadele hedefleri ile kutsallığından şüphe duymadığımız işçi emeğini, hukuk nezdinde hak ettiği kıymete ulaştırma çabası ile hareket ediyoruz. Bu itibarla haklarını muhafaza etmekten onur duyduğumuz üye işçilerimizin temsilcisi olma memnuniyeti taşıyoruz.

“İşçi sınıfının insanlığa karşı hiçbir borcu yoktur. İnsanlık ona borçludur.”

Bertolt Brecht

 

Kaynak;

Yeşil Vatan Koruyucuları Dergisi 1. Sayı