TÜRKİYE YEREL YÖNETİMLER MEVCUT DURUM ANALİZİ

Türkiye de yerel yönetimlerin girişimi tanzimatla başlamakla birlikte İstanbul İzmir gibi liman şehirlerinden öte gidememiş İttihat ve Terakki hükümeti döneminde de 1. Dünya savaşının başlamasıyla yerel yönetim ve belediyecilik anlamında önemli adımlar atılamamıştır. Ancak cumhuriyetin ilanı ile başlayan devletin yeniden yapılandırılma süreciyle adımlar atılmaya başlamıştır. Ankara da örnek şehir yaratılmaya çalışılmışsa da daha Atatürk döneminde başlayan toprak rantiyeciliği, sonrası dönemde planlarda değişiklikler yapılarak, spekülasyonculuk, rantiyecilik ve vizyonsuzluk nedeniyle belediyecilik de gerçekçi modern yaklaşımlar gösterilememiştir. Falih Rıfkı Atay Çankaya adlı kitabında şöyle ifade ediyor;

“Çankaya’dan getirdikleri için tasdik ettim. Fakat bu sokağa dükkân yapılmayacak, dedi. Atatürk meseleyi duyunca: Bizim için plân bozulmaz, hemen dükkânı hazf ettiriniz, emrini vermişti. O ev şimdiki Mithatpaşa Caddesinde dükkânsız yapılmıştır. Fakat bir İstanbul Milletvekili, garaj bahanesi ile aynı sokaklardan birinde dükkân ”kaçırdı”. Bir başka milletvekili kat ”kaçırdı”. Belediye göz yumdu. Ve tıpkı İstanbul’da spekülasyoncu ve arsa vurguncularının Prost’a oynadığı oyunu, Ankara’da yabancı şehircilere oynadılar. Yerli imar, Orta Anadolu’da, hiç şüphesiz bugüne kadar harcadığımızdan daha az masrafla elde edeceğimiz yeryüzünün en ileri şehri hayalini mahvetti. Yerli imara yıllarca hâkim olanlardan biri, Ankara’ya on parasız gelmişti. Yüz binlerce lira kazandı ve parasını Amerika’ya aktardı. 1945’te New-York’a gittiğim vakit, Ankara’daki ecnebi inşaatından çalan bir hırsız mühendisle onun şirket kurmuş olduğunu öğrenmiştim. Mesele basit değil midir? Bir dönüm içinde bir kır evi disiplinine göre bir metre arsa fiyatının bir lirada karar kıldığını düşünürseniz, aynı yerde bitişik ve dört katlı apartman sistemi bu fiyat on liraya, yirmi liraya çıkarır. Müsaadeyi verenler spekülasyoncular ile ortaktırlar. Onun için nerede arsacılar lehine bir plân değişikliği duyarsanız, hemen hırsızlığa hükmediniz. Ankara’da milyonlar çalınmıştır. İstanbul’da milyonlar vurulmaktadır.”

Falih Rıfkı gene aynı kitabında “Devlet dairelerinin etrafı yeteri kadar açık bırakılmıştı. Afyon Milletvekili rahmetli Ali Bey Bayındırlık Bakanı olduğu vakit, birinci işi, minaresiz kubbe kilise kubbesi demektir, diye yargıtay toplantı salonunun kubbesini yıktırmak olmuştur. Böylece bütün ses tekniği bozulmuştur. Ali Bey, Atatürk’ün geçici kabrinin bulunduğu eski müze binasının da minaresiz bir kubbesi olduğunu görmemiş olabilir mi idi? Rahmetlinin ikinci işi: Bu kadar boş toprak bırakılır mı? diye daireler semtinin umumî ahengini bozarak şuraya buraya dilediği üslupta yapılar kondurmak olmuştur.” diye anlatmaktadır.

Günümüzde de sıkça tanık olduğumuz bu yaklaşımlar süregelmiştir. Ankara’da Alman mimar Hermann Jansen ve İstanbul’da Henri Prost ile başlatılan çağdaş şehirleşme çalışmaları birçok sekter  uygulamalar ve engellere rağmen sanayileşme ve ticari hayatın geliştirilmesi, Avrupa ile uyum gibi etkiler altında, ek-1 de tarih sıralaması ile liste olarak verdiğimiz mevzuatlarda birçok değişiklik yapılarak günümüze gelmiştir. Modern kent özellikleri, çağdaş kentte barınma ve yaşam, ulaşım, üretim, sağlık, eğitim, hizmet ve benzeri sektörlerin planlı ve sürdürülebilir biçimde kurgulanmasından geçer. Tabi ki bunun içinde etkili bir Yerel yönetim sisteminin kurulması gereklidir.

Cumhuriyetimizin başlangıcın da 421 olan belediye tüzel kişiliği günümüzde 1391 belediyeye yükselmiştir. 2000’li yıllarda 3215 belediyeye çıkan belediye sayısı daha sonraki yıllarda büyükşehir kanununun ve diğer kanunlarda yapılan değişikliklerle 1391 belediyeye düşmüştür.

Belediye sayısının düşürülmesindeki amaç kaynakların verimli kullanılması ve Belediyeler arası koordinasyonun etkinleştirilmesi olarak açıklanmıştır. Bu kanunlarla küçük belediyelikler iptal edilerek il veya ilçe belediyelerinin mahallesi haline getirilmiştir. Yeni iller oluşturulmuş Türkiye’de il sayısı artarak 81 il olmuştur.

Türkiye’deki belediye sayısında 1950’lerden itibaren önemli bir artış yaşanmıştır. 1980 yılı ile 2000 yılı arasında daha da hızlanmıştır. 2008 yılı itibarıyla belediye sayısı 3.225 olmuştur. Bu sayı, 5393 sayılı Kanun’un 8 ve 11’inci maddelerine göre yapılan düzenlemeler ve 5747 sayılı Kanun’un uygulanması neticesinde 2013 yılı sonu itibarıyla 2.950 olup, 6360 sayılı Kanun ile 1.554 belediyenin tüzel kişiliğinin kaldırılmasıyla belediye sayısında yüzde53 azalma olmuştur. 31/12/2021 tarihi itibarıyla 1.390 olan belediye sayısı, Çankırı ili, Orta ilçesine bağlı Dodurga Belediyesinin 04.04.2022 tarihinde tüzel kişiliğini geri kazanmasıyla 1.391 olmuştur. (2022 yılı mahalli idareler genel faaliyet raporu ÇŞB/YYGM). İç işleri bakanlığı 2023 envanterinde ise son durum olarak 1393 belediye olarak görünmektedir.

2023 yılı itibariyle Türkiye’deki belediye mahalle ve köy sayıları

İL SAYISI 81
İLÇE SAYISI 922
MAHALLE SAYISI 32197
KÖY SAYISI 18291
BAĞLI SAYISI 23825

 

BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE SAYISI 30
İL BELEDİYE SAYISI 51
BÜYÜKŞEHİR İLÇE BELEDİYE SAYISI 519
İLÇE BELEDİYE SAYISI 403
BELDE BELEDİYE SAYISI 390
TOPLAM BELEDİYE SAYISI 1393

Kaynak: İçişleri bakanlığı Türkiye Mülki İdare Bölümleri Envanteri

1927 yılında gerçekleştirilen ilk sayıma göre nüfusu 13.648.270 olan Türkiye’de, halkın yüzde 75,8’i belde ve köylerde, yüzde 24,2’lik bölümü ise il ve ilçe merkezlerinde yaşarken, 1950 sonrasında nüfus kentsel alanlarda toplanmaya başlamıştır.

6360 sayılı kanun ile yerel hizmetlerin daha etkin ve verimli bir biçimde sunulması ve kaynak israfının azaltılması amaçlanmış. Ancak kamuoyunda bütün şehir kanunu diye de geçen kanun, 30 ilde kır ve şehir nüfuslarının tespitini zorlaştırmıştır. Cumhurbaşkanlığı tarafından 2019-2023 yılları için hazırlanan 11. Kalkınma Planı ile hem ulusal hem de uluslararası ihtiyaçları göz önünde bulunduracak şekilde kent-kır tanımlarının revize edilmesi sorumluluğu TÜİK’e verilmiştir. TÜİK tarafından istatistik üretilmesi amacıyla fiili kent-kır yapısını daha doğru yansıtan bir sınıflama yapılmıştır. Yeni kent-kır tanımı mahalle-köy düzeyinde üç sınıftan oluşmaktadır.

“Yoğun kent, orta yoğun kent ve kır” ayrımında oluşturulan bu yeni sınıflama ile uluslararası standartlara uygun, sürdürülebilir bir yapının geliştirilmesi ve bu düzeyde istatistikler üretilmesi amaçlanmaktadır. Sınıflamada, Avrupa İstatistik Ofisi tarafından geliştirilen “Kentleşme Derecesi (Degree of Urbanisation-DEGURBA)” esas alınmış olup veri kaynağı olarak MAKS ve ADNKS kullanılmıştır.

Yoğun kent, nüfusun en az yüzde 50’sinin kent merkezi gridlerinde yaşadığı yerleşim yerlerini, orta yoğun kent, yoğun kent ve kır olma koşullarını sağlamayan yerleşim yerlerini, kır ise nüfusun

 

yüzde 50’sinden fazlasının kırsal gridlerde yaşadığı yerleşim yerlerini ifade etmektedir. (Kent-kır istatistikleri 2022)

TÜİK in 2022 raporuna göre;

Ülkemiz toplam yüzölçümünün sadece yüzde 1,6’sını oluşturan yoğun kent olarak sınıflandırılan yerleşim yerlerinde 31 Aralık 2022 tarihi itibarıyla 57 milyon 934 bin 583 kişi yaşamaktadır. Diğer bir ifadeyle Türkiye nüfusunun yüzde 67,9’u söz konusu yerleşim yerlerinde ikamet etmektedir. Kır olarak sınıflandırılan ve Türkiye yüzölçümünün yüzde 93,5’ini oluşturan yerleşim yerlerinde toplam nüfusun yüzde 17,3’ü ikamet ederken, orta yoğun kent olarak sınıflandırılan ve ülke yüzölçümünün yüzde,9’unu oluşturan yerleşim yerlerinde nüfusun yüzde 14,8’inin ikamet ettiği görülmüştür.

Ülkemiz toplam nüfusunun yüzde,9’unu oluşturan 65 yaş ve üzeri nüfusun yüzde 30,1’inin kır olarak sınıflandırılan yerleşim yerlerinde ikamet ettiği görüldü. Yaşlı nüfusun yüzde 14,6’sını orta yoğun kent olarak sınıflandırılan yerlerde yaşayanlar oluştururken; yüzde 55,3’ünü ise yoğun kent olarak sınıflandırılan yerlerde yaşayanlar oluşturdu.

Cinsiyete göre dağılıma bakıldığında, yoğun kent olarak sınıflandırılan yerlerde ikamet eden nüfusun yüzde 49,7’sini erkeklerin, yüzde 50,3’ünü ise kadınların oluşturduğu görüldü. Orta yoğun kent olarak sınıflandırılan yerlerde ikamet edenlerin yüzde 50,3’ünü erkekler, yüzde 49,7’sini kadınlar; kır olarak sınıflandırılan yerlerde ikamet edenlerin ise yüzde 51,4’ünü erkekler ve yüzde 48,6’sını kadınlar oluşturdu.

TÜİK, kır ve şehir nüfusunu hesaplama hususunda 12.11.2012 tarihli 6360 sayılı kanunu dikkate almış, büyükşehir belediyeli illerin mülki idari sınırını şehir sınırı olarak kabul etmiştir. İl sınırları içerisinde kalan tüm alanlar şehirsel alan olarak değerlendirilmiş, kırsal alanlar göz ardı edilmiştir. Bu ani yükseliş ile Türkiye birçok Avrupa ülkesinin şehirleşme oranının önüne geçirmiştir.

Günümüzde dünya nüfusunun yaklaşık yarısı kentsel alanlarda yaşamakta ve bu oranın 2050’ye kadar üçte ikiye çıkması öngörülmektedir.

Büyükşehirlerde mahalli idare sınırlarının büyükşehir belediye sınırları kabul edilmesi ile kırsal bölgelerin Büyükşehir belediyelerinin mahallesi olarak kabul edilmesi kırsal bölgelerde hizmetin gitmesini zorlaştırması yanı sıra bu bölgelerde yaşayan halka ekstre vergi, harç yükleri getirmiştir.

5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu’nun ek 3.maddesi hükümleri çerçevesinde, Çevre ve şehircilik bakanlığı tarafından hazırlanan Kırsal Mahalle ve Kırsal Yerleşik Alan Yönetmeliği 15.04.2021 tarihli ve 31455 sayılı resmî gazetede yayımlanmıştır. Bu yönetmeliğe göre kırsal mahalle tespit kriterleri belirlenmiş ve bazı muafiyetler tanınmaktadır.

Kırsal mahalle veya kırsal yerleşik alanlara tanınan muafiyetler; 9. Madde de belirlenmiştir.

  1. Gelir vergisinden muaf esnaf ile basit usulde gelir vergisine tabi mükellefler tarafından bizzat işyeri olarak kullanılan bina, arsa ve araziler ile mesken amaçlı kullanılan binalar ve zirai istihsalde kullanılan bina, arsa ve araziler emlak vergisinden,
  2. 26/5/1981 tarihli ve 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu uyarınca alınması gereken bina inşaat harcı ile imarla ilgili harçlardan, muaftır.

Kırsal mahalle veya kırsal yerleşik alanlara tanınan indirimler, yönetmeliğin 10.Maddedesin de belirlenmiştir.

  1. Ticari, sınai ve turistik faaliyetlerde kullanılan bina, arsa ve araziler için emlak vergisi yüzde 50,
  2. 2464 sayılı Kanun uyarınca alınması gereken vergi, harç (bina inşaat harcı ile imarla ilgili harçlar hariç) ve harcamalara katılma payları yüzde50 indirimli uygulanır. Bu yerlerde, içme ve kullanma suları için alınacak ücret; işyerleri için belirlenmiş olan en düşük tarifenin yüzde 50’sini, konutlar için belirlenmiş olan en düşük tarifenin yüzde 25’ini geçmeyecek şekilde belirlenir.

Ancak bugün birkaç belediye dışında kırsal alan ve kırsal mahalleler belirlenmemiş büyükşehir belediyeleri tarafından kırsal mahalle ilanları yapılmamıştır. Kırsal bölgelerdeki halk kanun ve yönetmeliklerle belirlenmiş hakkını kullanamamaktadır.

10/7/2004 tarihli 5216 sayılı Büyükşehir kanununa göre Toplam nüfusu 750.000’den fazla olan illerin il belediyeleri büyükşehir belediyesine dönüştürülebilir. Büyükşehir belediyelerinde, mevcut valilik binası merkez kabul edilmek ve il mülkî sınırları içinde kalmak şartıyla, nüfusu bir milyona kadar olan büyükşehirlerde yarıçapı yirmi kilometre, nüfusu bir milyondan iki milyona kadar olan büyükşehirlerde yarıçapı otuz kilometre, nüfusu iki milyondan fazla olan büyükşehirlerde yarıçapı elli kilometre olan dairenin sınırı büyükşehir belediyesinin sınırını oluşturur. Bu sınırlar içinde kalan köylerin tüzel kişiliği sona ererek mahalleye dönüşür. Bu şekilde oluşan mahallelerin katılacağı ilçe veya ilk kademe belediyesi, büyükşehir belediye meclisince belirlenir. Orman köylerinin tüzel kişiliği devam eder. Ancak ormanlarla ilgili diğer kanun hükümleri saklı kalmak üzere bu köyler imar bakımından büyükşehir belediyesinin mücavir alanı sayılırlar. Bu köylerde su ve kanalizasyon hizmetlerini yürütme görev ve yetkisi ilgili büyükşehir belediyesine bağlı su ve kanalizasyon idaresine aittir.

5393 sayılı belediye kanununa göre de Nüfusu 5.000 ve üzerinde olan yerleşim birimlerinde belediye kurulabilir. Şartı konmuştur. Dolayısı ile kanunda belediye veya büyükşehir olma şartlarının sadece nüfusa bağlanmış olmasının yetersizliği de gözlenmektedir. Birçok tarihi geçmişi olan ekonomik yapısı gelişmiş, belli üretim alanlarında uzmanlaşmış bölgelerin belediye tüzel kişiliklerinin kaldırılarak mahalleye dönüşmüş olması da üzerinde tartışılması gereken bir konudur. Bu kadar hızlı şehirleşme birçok problemi de beraberinde getirmektedir. Kentsel nüfusun hızla artması, buna bağlı olarak kentlerin genişlemesi, altyapı, ulaşım, konut, sanayi alanı, enerji ihtiyaçlarını arttırırken; atıksu, gürültü, hava kirliliği gibi çevre sorunlarını da beraberinde getirmektedir. Kentleşme, sanayileşme ve ekonomik gelişmeye paralel olarak yaşanan önemli süreçlerden biridir

Bir beldenin bazı kısımlarının komşu bir beldeye katılmasında veya yeni bir belde ya da köy kurulmasında, beldenin nüfusunun 5.000’den aşağı düşmemesi gerekir. Büyükşehir belediyesi bulunan yerlerde ayrılma yoluyla yeni bir belde kurulması için belde nüfusunun 100.000’den aşağı düşmemesi ve yeni kurulacak beldenin nüfusunun 20.000’den az olmaması şarttır. Nüfusu 2.000’in altına düşen belediyeler, Cumhurbaşkanı kararı ile köye dönüştürülür. Ancak sadece nüfusu baz almaktan kaynaklı olarak bu uygulamada da farklılıklar vardır. Çankırı’da kent merkezine 117 kilometre uzaklıktaki Bayramören, 1990 yılında ilçe oldu. İlçeye bağlı 3 mahalle ve 27 köy bulunuyor. Türkiye İstatistik Kurumu 2021 Yılı Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi verilerine göre, Bayramören’e bağlı köylerde 1957 kişi, ilçe merkezinde ise 476 kişi ikamet ediyor.

Kadınların yerel yönetimdeki yeri

Türkiye de 1930 yılında yürürlüğe giren 1580 sayılı belediye kanunu ile kadınlar ilk kez seçme ve seçilme hakkına kavuştular.

1030 yılında yapılan seçimlerde Artvin ili Yusufeli ilçesine bağlı Kılıçkaya beldesinde belediye başkanı seçilen Sadiye Ardahan, “Türkiye’nin İlk Kadın Belde Belediye Başkanı” olmuş ve bu görevi iki yıl yürütmüştür. (Prof. Dr. Reyhan Ayşen Wolff’“Kadın Çalışmaları Güncel”). Türkiye’nin ilk kadın il belediye başkanı ise çok partili siyasal yaşama geçildikten sonra seçiliyor.

1950 tarihinde yapılan yerel seçimlerde 27 üyesi bulunan Mersin Belediye Meclisi’ne seçilen Müfide İlhan, ilk kadın il belediye başkanı oluyor. Zekiye Midyat ise 1965 yılında Mardin’in Midyat ilçesinde ilk ilçe belediye başkanı olarak seçiliyor. Aradan geçen 93 yılda kadınların seçimlere katılarak görev almasında ilerleme kaydedilemediği görülmektedir. 2019 yılı seçimlerinde sadece 41 kadın belediye başkanı seçilmiş toplamda yerel yönetimlerde görev alan kadın sayısı sadece 7883 kadın görev almıştır. Buda oransal olarak yüzde3 olarak yansımaktadır. Siyasette erkek egemen bir yapı kırılamamıştır.

Tabloda seçilmiş kadınların görev yerleri ve sayıları verilmiştir.

 

 

 

 

Kaynak;

Yeşil Vatan Koruyucuları Dergisi 1. Sayı