CESUR ADIMLAR ATMAK ZORUNDAYIZ
Prof. M. Levent Kurnaz
Boğaziçi Üniversitesi – İklim Değişikliği ve Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi
İnsanlığın iklim değişikliğine olan etkisi inkâr edilemez ve büyük ölçüde fosil yakıtların yakılması, ormansızlaşma ve endüstriyel faaliyetlerden kaynaklanmaktadır. Bu eylemler, atmosfere büyük miktarlarda sera gazları, özellikle karbondioksit, metan ve nitröz oksit salmaktadır. Bu gazlar ısıyı hapsederek, “sera etkisi” olarak bilinen bir süreçle Dünya’nın ısınmasına neden olur.
Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli’ne (IPCC) göre, insan faaliyetleri sanayi öncesi döneme kıyasla yaklaşık 1,3°C’lik bir küresel ısınmaya yol açmıştır ve bu eğilimler devam ederse 2030’a varmadan 1,5°C’lik kritik eşiği aşabiliriz.
Bu ısınmanın etkileri oldukça ciddidir: Deniz seviyesinin yükselmesi, daha sık ve şiddetli hava olayları (kasırgalar, kuraklıklar ve orman yangınları gibi) ve ekosistemlerdeki değişiklikler aynı zamanda biyolojik çeşitliliğin kaybına da yol açmaktadır. Örneğin, Dünya’nın kutupları küresel ortalamanın iki katı hızla ısınıyor ve bu, yalnızca türleri tehlikeye atmakla kalmıyor, aynı zamanda kıyı şehirlerini tehdit eden deniz seviyesinin yükselmesine katkıda bulunuyor.
Ancak daha önemli soru şu: Bu sonuçlara karşı yeterince önlem alıyor muyuz? Artan farkındalığa rağmen, cevap karmaşık ve ne yazık ki yeterince iç açıcı değil.
Birçok ülke, Paris Anlaşması gibi politikalarla karbon salımlarını azaltma taahhüdünde bulunarak önemli adımlar atıyorlar. Bu anlaşma, ısınmayı 2°C’nin oldukça altında tutmayı amaçlamaktadır. Rüzgar ve güneş gibi yenilenebilir enerji kaynakları hızla büyümekte ve ülkeler kömür kullanımını azaltmayı ve elektrikli araçlara yatırım yapmayı vaat etmektedir. Yine de küresel salımlar tehlikeli seviyelerde kalmaya devam ediyor ve fosil yakıtlara olan bağımlılık sürüyor.
Başlıca zorluklardan biri, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasındaki eşitsizliktir. Bugün salımlarını azaltan gelişmiş ülkeler, tarihte iklim değişikliğine en fazla katkıda bulunanlardır. Bu nedenle onların çok daha hızlı hareket ederek gelişmekte olan ülkelere de destek vermeleri gerekir, ama bu durumdan oldukça uzağız henüz.
Sonuç olarak, ilerleme kaydedilmiş olsa da, yapılmakta olanlar iklim değişikliğinin en kötü etkilerini önlemek için yeterli değildir. Küresel eylem için daha güçlü adımlar atılmasının aciliyeti her zamankinden daha büyüktür. Salımları büyük ölçüde azaltmak, tüketim kalıplarını yeniden düşünmek ve dayanıklı altyapıya yatırım yapmak gibi cesur adımlar atılmadıkça, insanlık felaket sonuçlarıyla karşı karşıya kalacaktır.
Kaynak;
Yeşil Vatan Koruyucuları Dergisi 2. Sayı






